TURKS HUIS
MicroSoft Amsterdam Kirkpinar
Yahoo! PehliFAN-club

Türkevi (Turks huis) is een onafhankelijke organisatie, opgericht om een open huis te zijn waar mensen van Turkse origine mensen uit hun nieuwe omgeving kunnen uitnodigen en zo een plek te zijn waar mensen uit verschillende werelddelen en normen. werelden elkaar kunnen ontmoeten.


Ben je het zat om de hele vakantie op het strand te liggen bakken of bezienswaardigheden te bekijken totdat je voeten pijn doen? Als je meedoet met de zomercursus van Turks Huis, zul je meer mee naar huis nemen dan foto's. Je zult beter Turks spreken en meer te weten komen over Turkije. MEER

 

 

 

All sites © by Türkevi Amsterdam

Jacques Brel, Dario Moreno ve Türkevi

MokumTVKültür ve sanat adamlari anildikca içimizde yasarlar. Böylece onlarin geriye biraktiklari eserler, degerler, izler, etkiler nesiller boyu sürer. Insanlik yararina yapilan hiç bir is asla bosa gitmez. Yapilan iyilikler denize atilsa da bir gün karsimiza çikar. Bu bir kitapta oldugu gibi, her hangi bir yerde düzenlenen anma toplantisinda da olabilir. Iste böyle bir anma toplantisi geçtigimiz günlerde Türkevi'nde yapildi. Türkevi'ni bilenler, taniyanlar bu tür anma toplantilarina alisiktirlar. Ancak son yapilan anma toplantisi ve beraberindeki sergi hem Türkevi mudaimleri için yep yeni bir etkinlik hem de Türkevi hakkinda önyargilara sahip zevatin akillarini durduracak niteliktedir.

Mevlana felsefesini kendilerine referans alan Türkevi, bir ayagimiz Anadolu kültüründe öbür ayagimizla dünyayi dolasiriz esprisiyle yep yeni bir etkinlige imza atmanin mutlulugunu yasamaktalar. Dostlar bilirlerki Türkevi geçen yil da, Hollanda'da yillardir Nazim Hikmet edebiyati yapan ama geçen yil yani Nazim Hikmet yilinda, her denense duyarsiz kalan bazi Nazim edebiyatçilarina parmak isirtir bir etkinlige imza atmanin mutlulugu yasamisti. Türkevi için ideolojiler önemli degildi, Türkevi için insanlik adina yapilan etkinlikler, ugrasilar önemliydi. Bu gerçegi bazi önyargililar da anlayacaklar bit gün !
Yazinin basligindan da anlasilacagi gibi bu seferki etkinlik Felemenk sanatçi Jacques Brel hakkindaydi. Etkinlik sadece Brel'le sinirli dgildi elbette. Izmir'li sanatçi Dario Morena'da Türkevi'nin konugu oldu. Çogumuzun yakindan tanidigi MokumTV sahibi, gazeteci, yazar Mohamed el-Fers'in verdigi seminere katilanlar Felemenk sanatçi Jacques Brel'i yakindan tanima firsati bulmustu. Konusma uslubu ve hareketleriyle siradisi bir yazar olan el-Fers Brel hakkinda da bir bibliyografya kitabi yazmisti.

El-Fers'in kitabEl-Fers'in kitabi bu yil, yani Brel'in ölümünün yirmibesinci yil dömünde genisletilerek ikinci baskiyi yapmisti. Türkevi'nde Brel anilirken, Brel hakkinda hazirlanan televizyon programi, konserlerden örnekler ve Brel'le yapilan söylesiler, tüm gece boyu Amsterdam Salto kanalindan tekrarlanarak yayilaniyordu.
Brel Avrupa'nin siyasi bas kentlerinden Brüksel'de dogmustu. Genç yasta yakalandigi bir hastaliktan kurtulamayan Brel yimibes yil önce Paris yakinlarindaki Hospital Franco-Musulman'da hayata gözlerini kapamisti. Kaldiki ayni yil Brel'in 'Ne me quitte pas' adli sarkisi Fransizlar tarafindan yüzyilin sarkisi ilan edilmisti.
Felemenk sanatci Brüksel'de dogup Fransa'da meshur olmasina ragmen Amsterdam'la olan bagi Brel'i Hollanda'da da meshul kilmisti. Bizim nesilden orta ve liseyi Hollanda'da okuyanlar edebiyat derslerinde, Fransizca derslerinde mutlaka Brel'in Amsterdam sarkisini okumuslar veya duymuslardir. Zira Brel 'eger ask varsa, bütün bu kavgalar, ölümler ve savaslar neden' sorusuyla mesgul olmus ve 60'li, 70'li gençliginin idolu olmustur. Hollandali sanatci Liesbeth List Jacques ise Brel'i Hollanda'ya tasiyan, ölümsüz yapan bir sanatçidir.
Brel'in kelimeleri ve yaptigi müzik yeni nesillerin beleklerine, duygularina ve kalplerine islerken, ressamlarin da parmaklarina islemistir. Daha ölümünün onuncu yilinda bile bir çok ressam, karikatürist yapitlarinda Brel'in sarkilarini yansitmislardir. Van Rosinski'den Jean-Claude Servais'e, Bob De Moor'dan Dany of Derib'e uzanan bir kulvarda Jacques Brel nesillerin, kültürlerin bulustugu toplumsal bir deger halini almistir.
Ölümünün yirmibesinci yildönümünde de Brüksel'de yil boyu düzenlenen etkinliklerle Brel anilmaktadir. Sanatçilar yapitlarinda sanki Brel yasiyormuscasina firça ve kalem sallamaktalar. Öyleki bu seven ve sevilen Brüksel'li sanatci ve onun sarkilarindaki sonsuzluk arayisini, degisikliklerle ugrasisini, isyanini ve hayat anlayisini yeniden sunma çabasindalar Belçikali sanatçilar.
Jacques Brel'in çogu zaman sarkilarinin konusunu 'ask, hassasiyet ve izdirap' olusturmaktadir. Onun meshur 'Amsterdam' sarkisida böyle duygularin karmakarisikligindan olusmaktadir. Brel'in kizi France Brel'e göre Amsterdam sarkisi vasiyetname gibi bir sarkidir. Bu sarki içinde yok yoktur. Brel'in karakteristigi, Kuzeylilik, liman atmosferi, erkeklerin birbirlerine olan hisleri, hayat kadinlarinin kokusu, Amsterdam sarkisinin içerigini olusturur.
Söz Brel'in Amsterdam sarkisindan açilmisken, Brel'in Asterdam'a olan özel ilgisi ya da Amsterdam'in Brel üzerindeki etkisinden bahsetmemek olmaz.
Mohamed el-Fers'e göre eger Felemenk sarkicinin Amsterdam hatiralarindan bahsetmek gerekirse bunlarin basinda Westerpark mahallesi gelmektedir. Brel'in Westerpark'ta verdigi konserlerin sonuncusu Brel'in hatiralarinda önemli bir yer etmistir. Yil 1963, ay Subat yer De Hoeksteen/Marcanti, hava soguk mu soguk. Brel arka arkaya bes defa konser verdigi New York'tan gelmektedir Hollanda'ya. Konsere ilgi o kadar fazlaki, bir çok kisi geri dönmek zorundadir. 55 dakikalik süren konseri Avro televizyonu tarafindan yayinlanmistir. O gün ilk defa Amsterdamlilara söyledigi 'Le pendu' (Idam-Asmak) adli sarkisini repertuarina almistir.
Brel'in Amsterdam'a olan bir baska ilgisi de hiç süphesiz, Brel'in Amsterdam sarkisina ilham kaynagi olusturan sanatçi kahvesi 'De Kuil' dir. Damrak'la Nieuwendijk arasindaki küçük bir caddede yer alan De Kuil belki Amsterdam'in en eski kahvelerindendir. Her ne kadar kahve De Kuil ismini 1921'de alsada, kahvenin ana duvarlarinin yapilisi 1455 yilina kadar geri gitmektedir. De Kuil'de yine bir baska meshur Amsterdam'li 'Johnny Jordaan' tam yedi yil sarki söylemistir.
Brüksel'li Jaques Brel ve Izmir'li Dario Moreno baglantisi çok ilginçtir. Sadece müzikle ugrasmayan Brel ayni zamanda film, tiyatro ve müzikal skeçlerle de ilgilenmistir. Çok az insanla birlikte çalisan Brel Izmir'li Moreno ile Ispanyol edebiyatinin en mesgur destanlarinda "Le Mancha'nin Donkisotu" nu "Le Mancha'nin Adami"adiyla sahneye koymustur. Oyunda Brel Donkisot rolünü alirken Moreno da usak rolünü almaktadir. Bilindigi gibi Le Mancha'nin Donkusotu'nun temasi klasik Bati edebiyatinda önemli bir yere sahip olan Romoe ve Juliet destaninin benzeridir.
Dario Moreno'nin gerçek ismi Davi Arugete olup, 1921'de Izmir'de Türk bir baba ve Meksikali bir anneden dünyaya gelmistir. Küçük yasta babasini kaybeden Dario, annesiyle birlikte Meksika'ya göç etmis ve ögrencilik yillarindan itibaren müzikle ugrasarak Amerika'da ve Avrupa'da ün yapmistir. Hayatinin sonuna kadar Türk vatandasligini koruyan Dario ilk defa 1954 yilinda Istanbul'da Fransizca sarkisini söylemistir. Ilginçtir Dairo program için geldigi Istanbul'da beyin kanamasi geçirerek Türkiye'de ölmüstür.
Bizim neslin Dario'yu tanimasi pek beklenemez. Zira bizim nesil, birakin uluslararasi sanatçilari ülkedeki sanatçilari bile (üç bes ideolojik sanatçi hariç) tanima firsati bulamaisti. Çünkü topluma merhaba dedigimiz yaslarda o toplumu kurtarmamiz gerektigine inandirilmistik. Gerçi aradan yillar geçmesine ragmen ne o toplum kurtulmustu ne de biz dünyaya ayak uydurabilmistik. Belki bizden önceki neslin farki vardi. Muhtemelen bizden önceki kusaklar için Dario vazgeçilmez bir sanatciydi, sonradan kesfedilmis bir aktördü. Buna canli bir örnek Hürriyet yazari Hadi Uluengin'dir. Uluengin Dario hakkinda sunlari söyler: "Haydi Dario mambo, kalipso, salsa, tango, sanson, göbek havasi; ve Meksika ve Küba ve Türkiye döktür, döktür de bütün lisanlardan notalarla yikanalim !…. Dario Moreno biliyorum, seni tekrar kesfetmek için ölümünün ardindan otuz yil geçmesini bekledigim için bana kizmadigin söyleyeceksin!... Ama kesin olan su ki ister Fransizca ''La Marmite''yi, ister Ispanyolca 'Perfidia' 'yi, ister Ingilizce ''Papa loves mambo''yu söylesin Türkçe ''Deniz ve mehtap''i isitmiiim ve de aslen ''yerli'' oldugunu biliyorum ya, burnu Kaf Dagi'ndaki bendeniz on parmaginda on marifet olan sanatçiya fazla yüz vermedim."
Biz ise Izmir'li Dario Moreno'yu Brüksel'li bir sanatçinin yrimibesinci ölüm yildönümünde tanima firsati bulabilmistik.
Dario burada verebilecegim bir tek örnek, belki Dario gibi yerli ve yabanci onlarca, yüzlerce örnek var. Toplumla tanistigimizda, sosyallesmeye basladigimizda, sahsiyetimizin olusmaya basladigi yaslarda, bize önyargilari, komplo teorilerini, suni düsman yaratmayi, siyasi-ideolojik kaplasmalari siringalayanlar, sevdirmeye çalisanlar, sartlandiranlar edebiyati, sosyolojiyi, sanati, felsefeyi, diyalogu sevdirselerdi olmaz miydi? Türk klasiklerini, Bati klasiklerini, dünya klasiklerini anlatsalardi olmaz miydi? Heey, Hat! Olmadi iste. Olmadi. Tarihin bir çilvesi mi? Bilemiyorum.

Veyis Güngör met Maddly BamyVeyis Güngör ve Maddly Bamy

Dario Moreno website (TÜRKÇE)

Opening Brel-jaar in Turks Huis (NL)

Brel bij MokumTV (NL)

home

Türkevi - MicroSoft Amsterdam Kirkpinar- Yahoo! PehliFAN-club

 

E-mail